29 Temmuz 2011 Cuma

Delirius #13 "oh, YES!" özel bölümü

Evet size bu yazıda oh, YES!'i delirius kafasında açıklayacağım?

Yazıyı anlayıp anlamayacağınız umrumda değil, kafanızı çalıştırmayın. Ya da çalıştırın!? Bazı şeyleri kafanızı kullanmadan anlamanız gerekir. Ama siz çalıştırmayı bir deneyin, şayet beyin sinirleriniz kızarır da "bu koku da ne" kafasına girerseniz ben yazarınız olarak karışmam.

Düşünüldüğünde kafa kızartan, düşünülmediğinde hiç birşey anlaşılmayan, ikisinin arasında kalmaya çalışırken benliğinizi artık yitirmeye başladığınız, eğlencelik, şizodelik yazılar dizisi, Delirius'a bir kez daha hoşgeldiniz. Siz unutursunuz belki ama.. YASAL UYARI: Yazarı taklit etmek düşünmezken düşünmeyi gerektirdiğnden beyninize kalıcı hasar verir. Yazarın bu konuda yıllar süren deneyimi vardır. Denemeye kalkışmayınız!

oh, YES! bir tür düşünce biçimi. hmm..... oh, YES!'i anlayabilmek için, onu özgür kafayla görmek lazım. Bu zor birşey değil gençler. Ama şöyle var ki, "oh, YES!"i ben bile zor tanımlıyorum bazen. Tanımlamak için zamanında aynen şunu not almışım "'oh, YES!' insanların tabularıyla, aslında olması gereken düşünceleri arasındaki ince çizginin kırıldığı noktadır; veya andır. Bunun olabilecek en ironik biçimde görsel, yazılı veya yazılı-görsel biçimde dile getirilmesidir." "oh, YES!" hayatı ti'ye alır. Belirli bir görsel dili vardır, konusu sınırsızdır. Kimi zaman gündemi takip eder, günlük olayları ele alabilir, ya da öylesine apayrı bir kafada olabilir. "Oh, YES!" bir imzadır. Gerekli görülen herşeyin altına yazılabilir, bir tür dalga geçme yöntemi olabilir; fakat o kafayı sadece altına "oh, YES!" yazarak yaşatır.

Sizlerin bu noktada yapması gereken şey.... koca bir hiçtir. "oh, YES!" kendi halinde bir oluşumdur. Siz ölü beyinliler oh, YES!'e hiç bir zaman anlam veremezseniz ya hayatınızı gereksizlik üzerine kurmuşunuzdur, ya da çok kasıntı, anlamsız, önemsiz, it kopuk hayatı yaşıyorsunuz demektir. "oh, YES!" sizlerin bu saçma, beyinsiz, akılsız, kendisini bir bok sanan hayatınızı ezer geçer.

Şimdi aynada kendinize bir bakın, suratınızı abuk subuk şekillere sokup, aslında şu hayatta sadece basit bir insan olduğunuzu görün. Bunu göremiyorsanız kendinizi vurun. Her gün dışarıya hiç sıçmadığınıza inandıracak gibi çıkıyorsanız kendinizi vurun. Eğer şu yazıyı okuduğunuzda biyerleriniz kalkıosa, geçin aynanın karşısına kendinize acımadan vurun kendinizi.

Sizi öldürüp bundan zevk alan Delirius bu seferlik burda biter. Hala kendinizi vurmadıysanız gelecek sayıda görüşmek üzere. Unutmayın, (bir özlü söz gelir falan filan...)Beyinizi pişirip yemeniz dileğiyle, iyi geceler.

7 Temmuz 2011 Perşembe

oh, YES! nedir?

Yaklaşık 10 aydır sürdürdüğüm kimine beğendirdiğim, kimine halen anlamsız gelen oh, YES!i biraz açıklama kararı aldım. Ama şimdi değil=) Şunu söyleyebilirim, oh, YES!i anlamanız için bu blogdaki Deirius ve Şizofrenik Deli Düşünceler isimli yazı dizilerini okumanız ve kısmen beni tanımanız gerekmektedir. oh, YES!in kökünde bu yazılar yatmaktadır. Bunlar da kiminize yine anlamsız gelebilir, hatta okuduğunuzda "ne salak şeyler bunlar" şeklinde tepki verebilirsiniz. O yazılar tamamen hiç birşey düşünmemenin başarıldığı zamanlarda çıkmaktadır. Bu yüzden aralarında uzun vakitler vardır. Ve bu yüzden yazıların girişinde her zaman "yasal uyarı" bulunmaktadır. Tekrar buradan da söylüyorum, denemeyiniz. Öte yandan, bu yazı bu blogdaki ilk ve tek ciddi yazıdır, bir daha olmayacaktır. Bu yüzden dikkate alınız.

Sevgili okuyucularım, sizleri artık blogumla başbaşa bırakıyor, esenliksiz, uykusuz, sıkıntılı, iğrenç, berbat, çürük, mide bulandırıcı gecenizi, esenlikli, uykulu, sıkıntısız, güzel, muhteşem, taze, mide bulandırmayıcı sabahınıza uğurluyorum. İyi geceler.