Evvet. Delirius hiç kapanır mı yahu? Geri döndü bile diyemeyeceğim o derece.
Bir daha birinci ağızdan konuşmayacak olan şizodelik esintiler oluşumu Delirius'a tekrar hoşgeldiniz. Yazarı taklit etmek yazarın size esmesine, buna bağlı beyinsel fonksiyonların yitirilmesine sebep olacaktır. Bugünkü delirius bir deney. Farklı farklı haberlerin cümlelerindeki öznesine, yüklemine, tümlecine bakılmaksızın, ansızın bir araya gelmesinden oluşan bir yazı çıkacak karşınıza.
BAŞBAKAN Recep Tayyip Erdoğan, alınan bilgiye göre deniz tutkunu bir ailenin çocuğu. Ameliyattan kısa süre sonra NATO koalisyonu öncülüğünde 18 yaşındaki kardeşi Y.D., polise başvurarak, "Hayatımda bu türküyü bu kadar içten ve duygulu söyleyeni görmedim" dedi. Güzel oyuncu Julia Roberts’ın yeğeni, “Milyon dolarlık bebek eyleme katıldı” yorumlarına yol açtı. Zorluklar sadece savunma sanayi, mangal yasağı için yaptıkları görüşmelerin çok verimli geçtiğini vurguladı. GALATASARAY Kulübü Başkanı Kolombiya'nın Ankara Büyükelçiliğini 2 bin 500 lira limitli evlerden Düsseldorf Bölge Mahkemesi’nin arkadaş gruplarında elden ele dolaşınca tık üstüne tık rekoru kırdı.
Yeter. Hadi iyi geceler.
20 Kasım 2011 Pazar
9 Kasım 2011 Çarşamba
Pencaplı Yeşil Panterler 4. Sezon 1. Bölüm
Sevgili okuyucular, tekrar hoşgeldiniz. Sizlere gecenin bu vaktinde, 2008 senesinde yazmayı bıraktığım Pencaplı Yeşil Panterler dizisinin 4. sezonuyla, yeni bölümüyle geri dönüyorum. Kiminiz özlemişti. Hadi bakalım...
O gün, Pencap'ın yemyeşil ormanları güneş açmıştı. Yağmur henüz dinmiş, nemli bir ortam vardı ovada. Pencaplı Yeşil Panterler 4 yıl süren bu şiddetli yağmurların ardından kendilerini dışarı salıvermişlerdi. Koşmayı neredeyse unutmuşlar, 26800 km'deki hızları neredeyse 26000 km'ye düşmüştü. Bu onlar için bir depresyon nedeniydi. Derhal koşmaya başlamışlardı ayaklarını açmak adına. 3 ay boyunca koştular, koştular ve koştular. Artık dünyayı kaç kere turlamışlardı sayamıyorlardı, ama hızları eski hallerine dönmüştü. Bu sırada yağmurdan etkilenen Sinsi Sansar Simsarlar da kendilerini unutmuşlardı. Kahverengi topraklarına gömmüşlerdi kendilerini 4 yıl boyunca. Geçen onca yılın ardından toprağın altından yeşermiş ve çiçek açmış bir şekilde çıkmışlardı. Biribirlerine bakıyorlar, kafalarında biten bir papatya çiçeği yüzünden karınlarına kramp girermişcesine deliriyorlardı. Yerlerinde zıplıyorlar ve duramıyorlardı. Panterlerimiz ovalarındaki turları tam tamamlarlarken bir anda gözlerine birşey çarptı ve aniden duraksadılar. Gördükleri bir gökkuşağıydı ve buna bir anlam verememişlerdi. Bilge Panter herzamanki yerindeydi ve gördükleri bu ilginç şeyin ne olduğunu sordular ona. Pencaplı Bilge Panter bu renkli şeye baktı, baktı, baktı ve baktı. 3 ay boyunca oraya doğru baktı ve "çocuklar orada öyle bir şey yok" şeklindeki cevabıyla panterleri aydınlattı. Panterler aldıkları bu cevaptan tatmin olup koşmaya başladılar ki kendilerini Sinsi Sansar Simsarların kahverengi ovalarında buldular. Hala yerlerinde zıpırdayan Simsarlar, Panterlerimiz tarafından cort bazında cırtlatılmışlardı. Tam bu sırada gökten 6 farklı renkte dev boya kalemleri düştü. Sevgili Panterlerimiz bu dev boya kalemleri altında cort bazında cırtlamışlardı.
SON.
O gün, Pencap'ın yemyeşil ormanları güneş açmıştı. Yağmur henüz dinmiş, nemli bir ortam vardı ovada. Pencaplı Yeşil Panterler 4 yıl süren bu şiddetli yağmurların ardından kendilerini dışarı salıvermişlerdi. Koşmayı neredeyse unutmuşlar, 26800 km'deki hızları neredeyse 26000 km'ye düşmüştü. Bu onlar için bir depresyon nedeniydi. Derhal koşmaya başlamışlardı ayaklarını açmak adına. 3 ay boyunca koştular, koştular ve koştular. Artık dünyayı kaç kere turlamışlardı sayamıyorlardı, ama hızları eski hallerine dönmüştü. Bu sırada yağmurdan etkilenen Sinsi Sansar Simsarlar da kendilerini unutmuşlardı. Kahverengi topraklarına gömmüşlerdi kendilerini 4 yıl boyunca. Geçen onca yılın ardından toprağın altından yeşermiş ve çiçek açmış bir şekilde çıkmışlardı. Biribirlerine bakıyorlar, kafalarında biten bir papatya çiçeği yüzünden karınlarına kramp girermişcesine deliriyorlardı. Yerlerinde zıplıyorlar ve duramıyorlardı. Panterlerimiz ovalarındaki turları tam tamamlarlarken bir anda gözlerine birşey çarptı ve aniden duraksadılar. Gördükleri bir gökkuşağıydı ve buna bir anlam verememişlerdi. Bilge Panter herzamanki yerindeydi ve gördükleri bu ilginç şeyin ne olduğunu sordular ona. Pencaplı Bilge Panter bu renkli şeye baktı, baktı, baktı ve baktı. 3 ay boyunca oraya doğru baktı ve "çocuklar orada öyle bir şey yok" şeklindeki cevabıyla panterleri aydınlattı. Panterler aldıkları bu cevaptan tatmin olup koşmaya başladılar ki kendilerini Sinsi Sansar Simsarların kahverengi ovalarında buldular. Hala yerlerinde zıpırdayan Simsarlar, Panterlerimiz tarafından cort bazında cırtlatılmışlardı. Tam bu sırada gökten 6 farklı renkte dev boya kalemleri düştü. Sevgili Panterlerimiz bu dev boya kalemleri altında cort bazında cırtlamışlardı.
SON.
Delirius #Kapanış!?
Bunu neden yapıyorum? Şuan bu yazıyı neden yazıyorum? Neden bir sonraki cümlemi yazmak için üç dakika bekliyorum? Çok mu kasıyorum? Öyle mi görünüyorum? Bu gece Delirius serisini kapatıyorum. Bu cümleyi sadece kafama estiği için yazdım. Yıllarımı verdiğim yazılarımı sonlandırmak kolay mı? Ben bunları yazmazsam nasıl rahatlarım?
Heh, korkmayın bir yere gittiğim yok. Sadece o havayı vermek nasıl oluyormuş görmek istedim. Bu yazıyı yazarken şuan gerçekten ne yaptığımı bilmeyerek yazıyorum. Ne bileyim, maksat sayfa doldurmak olsun falan. Bu da öylesine bir blog girdisi olsun. Başlık olarak çakayım Delirius ismini, oh...
Hayatımda bir devri sonlandırma aşamasındayım ve galiba içgüdüsel olarak bunu yazma ihtiyacı hissettim. Cidden gençler, sanırım delirius burada bitiyor. Şayet bitirmezsem, bir dahaki bölümü yazarken bunu blogdan kaldıracağım. Ya da biriniz bu sefer bir yorum yapın, "bitirme" deyin bana. Bu konuda dengesiz biriyim ki bu genel olarak hayatımı da etkiliyor. İhtiyacım olduğu an yazabileceğim bir blogum var burada. Daima açık kalıcak.
Sevgili okuyucularım, Delirius serisinin sonuna gelmiş bulunuyoruz. Bütün dünya insanlarının beyinlerini kullanma esaslarına dayanarak, herkesin şizofren olduğuna inandığım için, içlerindeki bu hissi özgürce dışarı vurmaları için yazdım bu yazıları. Beyninize ve kendinize iyi bakın; size komik gelen, mantıksız gelen herşeye "oh, YES!" diyebilmeniz dileğiyle.
oh, YES!
Heh, korkmayın bir yere gittiğim yok. Sadece o havayı vermek nasıl oluyormuş görmek istedim. Bu yazıyı yazarken şuan gerçekten ne yaptığımı bilmeyerek yazıyorum. Ne bileyim, maksat sayfa doldurmak olsun falan. Bu da öylesine bir blog girdisi olsun. Başlık olarak çakayım Delirius ismini, oh...
Hayatımda bir devri sonlandırma aşamasındayım ve galiba içgüdüsel olarak bunu yazma ihtiyacı hissettim. Cidden gençler, sanırım delirius burada bitiyor. Şayet bitirmezsem, bir dahaki bölümü yazarken bunu blogdan kaldıracağım. Ya da biriniz bu sefer bir yorum yapın, "bitirme" deyin bana. Bu konuda dengesiz biriyim ki bu genel olarak hayatımı da etkiliyor. İhtiyacım olduğu an yazabileceğim bir blogum var burada. Daima açık kalıcak.
Sevgili okuyucularım, Delirius serisinin sonuna gelmiş bulunuyoruz. Bütün dünya insanlarının beyinlerini kullanma esaslarına dayanarak, herkesin şizofren olduğuna inandığım için, içlerindeki bu hissi özgürce dışarı vurmaları için yazdım bu yazıları. Beyninize ve kendinize iyi bakın; size komik gelen, mantıksız gelen herşeye "oh, YES!" diyebilmeniz dileğiyle.
oh, YES!
Kaydol:
Yorumlar (Atom)