14 Eylül 2009 Pazartesi

...sen dönene kadar ben...

Hey sen...
Evet sen. Dönecektin ha. Ne zaman?
Bilir misin ben şuan neredeyim, neler yapıyorum? Peh; bileydin...
Şaşırırdım. Ben sana ne demiştim ha. Hatırla bakayım.
Sene bu sene...; neyse bırakıyorum zırvalamayı.
Ne demiştim ben sana HA? Sen, parmağımla işaret edermişcesine,
Bana meşgul olduğunu söyleyip döneceğini sölediğinde, sana ne demiştim?
HATIRLASANA SENİ YARATIK...
"Sen dönene kadar ben belki de uzaklarda olaceğim" demiştim. Evet aynen bu eski türk filmi edasıyla söyledim.
Sonra dedim ki; "Kim bilir? Kim bilir, belki..."
"Belki odacğımdan 7 adım uzağımdaki mutfağımda bulacağım bir paket çiğ sucuk yiyor olaceğim. Belki odamda bulunan televizyonun üzerine çıkıp, kendimi televizyona çıkmış muamelesi yapacaktım."
"Kim bilir, kim bilir, kimbilir."
Hayır yanlış yazmadım. Kimbilir artık tek bir kelime haline geldi benim için. Hatta daha edebiyat yapayım derken "belki" sözcüğünü de aralarına kattım. Kimbilirbelki şeklinde bir sözcük oluşturdum kendi kafamda.
Kim bilir; belki yeni doğacak çocuğumun ismini Kimbilir Belki koyacaktım.
Senin meşguliyetin beni böyle yaptı. Anlıyorsun değil mi?
Ya dön bana artık, duyuyor musun beni?
Ya ben dönersem sana; Kimbilir Belki.

Hiç yorum yok:

Yorum Gönder